28 Nisan 2017 Cuma

Şiirin Yapıtaşı Nedir?


Stephane Mallarme’a göre; ”Şiir duygularla değil, kelimelerle yazılır”. Peki gerçekten öyle midir?        

Şiiri yapı taşı nedir? Bu soruyu inceleyecek ve cevap arayacağız. İlk olarak şiiri bir bina olarak düşünmeliyiz, Onu oluşturan ya da diğer bir deyişle göz önüne koyan etkenleri de elbette, barındırdığı malzemeleridir. Tuğla, demir ve çimento gibi temel unsurlar onu ortaya koyar ama bu sadece fiziksel tezahüründen ibarettir. O bina inşa edilmeden çok daha önce ortaya çıkmıştır aslında. Mimar, mühendis ve diğer tüm insanlar, öncelikle onlarca yıl  emek verip, nasıl olmalı sorusuna ve türevi mesleki sorulara cevap ararlar. Statik, mekanik gibi alanlarda bilgi sahibi olur ve yoğun mesailer geçirirler. Ardından teknik detay ve görüşlerle birleştirerek, ortaya taslak ve bilahare plan koyarlar. Plan ve çalışma programıyla masa başında zihinlerde şekillendirilir fikir, sonrasında ise kalıba dökülür. Şiir de işte bu inşa sürecine benzer bir ilerlemeyle ortaya çıkar. Gerçek şiir şairin zihnidir, gerçek gemi, gemiyi inşaa edendir der Ralph Waldo Emerson. Onların fikirleri, şairin ilhamı vardır. Şair, yıllarca insanları ve diğer tüm dış etkenleri inceler ve bunları birikim haline getirir. Ardından kendi iç deviniminde, bunları benliğiyle bütünleştirmeye başlar.         

Yani şair bir yaratım sürecini yürütür aslında. Diğer bir deyişle, usta bir ahçı gibi hünerlerini sergiler. Mutfakta hazırladığı ve ortaya koyduğu esere yaratı, sürece ise ‘duygulanım’ demeyi tercih ediyorum. Konumuza dönersek, Mallarme’a getireceğim eleştiri de budur. Kelimeler şiirin fiziksel tezahürüdür ama şiiri şiir yapan sadece bu değildir. O bahsi geçen bina gibi, fiziksel yansımasının çok evvelinde aslında o kalıba dökülmüştü. Şiir de kelimelerle buluşmadan önce, şairin zihninde kendine yer bulmuştu. Burada tabi ki en önemli öge de, duygular olduğuna göre, ‘şiir kelimelerle değil, duygularla yazılır’ diyebilirim.          

Şiirin dili hususunda ise, Prof. Dr. Hasan Boynukara hocamın; “Şiir, günlük konuşma dilinin rafine edilmiş halidir” sözüne değinmek isterim. Aslında tüm yaratım süreci incelediğinde ve yemek takdim edilen lezzet tadıldığında, bu sözün ne denli nokta atışı olduğu anlaşılıyor. Şair günlük yaşamın akışından bir şeyleri alıp, dimağında rafine eder ve okura sunar. Şarap gibi şiir de beklendikçe lezzet kazanır ve damakta derin bir tutku bırakır.  
           


6 yorum:

  1. Çok özel bir yetenek, herkes yazamaz, duygular, yaşanmışlıklar, bol kitap okumak (sözcük dağarcığının çok olması ve benzetmeler için)şart. Ben Tanrı vergisi diyorum. Kalemine sağlık. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Müjde Abla, bu güzel düşüncelerin beni onurlandırdı :)
      Sevgi ve hürmetlerimle...

      Sil
  2. Bence şiir: Bir romanı, bir kaç cümleyle yazmaktır. Saçma gibi göründü değil mi? Evet, 300 sayfalık bir roman kitabıyla anlatabildiğiniz şeyleri, bir kaç cümleyle veya 8-10 veya da 20 cümleyle anlatabilmektir. kelimelerin biri yer değiştirildiğinde veya değiştiğinde tüm anlam ve anlatılan uçuverir. Tıpkı ürkek bir güvercin gibi. Ukalalığım için bağışlayın ama benim düşüncem işte. Hoşça ve mutlu kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfirullah, ben her fikre açığım :)
      Orada kelimeler önemsizdir demedim elbette ama dediğim gibi benim şiir anlayışımda şiir sadece kelimelerin inşaasından ibaret değil.
      Sevgilerle :)

      Sil
  3. Ben de Mehmet Kaplan'ın şu sözünü eklemek isterim "Kelime şiirde adeta hassas terazi ile tartıldığı için dilin imkanlarını en iyi bilen şairlerdir." Geçenlerde okudum bu sözü, çok hoşuma gitti. Yazınızı keyifle okudum, şiir edebiyatın çok zor ama çok önemli bir kolu, elinize sağlık bu güzel yazı için:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaplan Hoca yine döktürmüş, teşekkür ederim güzel yorumunuz için :)

      Sil