Hangi yazarın biyografisi okumak istersiniz?

22 Mart 2018 Perşembe

Güç İstenci ve Kötülük Üzerine


Francisco Goya - Saturn Devouring His Son (1823)

İyilik kötülük yapamamak değil, yapmamaktır. İyi ile kötü olanı ayıran ölçüt de, sahip olunan gücün kullanımıdır. İyilik, kötülük yapmaya muktedirken, bunu yapmamayı seçebilme
erdemidir. Erdemli kişi iyidir ve ahlakın bireyde işleyişinin doğru bir örneği hatta timsalidir.
Lakin acziyetinden ve güç yoksunluğundan ötürü masumiyet hırkası giyinenler, şartlar değiştiğinde güç sarhoşu olur ve tiranlaşırlar. Çünkü aciz insan korkaklaşır ve korku insanda nevrozlara sebebiyet verir. Böylece korku öfkeyi ve öfke de daha derin bir korkuyu ortaya çıkarır. Kanlı diktatörlerin güçlerini kaybetmelerinin ardından içine girdikleri ruh hali işte budur. Gücü ele geçirdiğinde aslan olan, gücü kaybettiğinde süt dökmüş kedi haline getirir. Çünkü aslında üstlendiği gücün kontrolünde savrulan ve sayrılar arasında çırpınan bir meczuptan ibarettir. Gücü korumak ve bu güçle kendini ispat etmek, onda takıntı(obsession) olmuştur. Savaşlar, ekonomik ve bürokratik iltimaslarla kendini tebaasını oluşturur, güçlendirir ve besler. Ayrıca üstünlük hissi, aşağılık kompleksini de derinleştirir. Eleştiri ve alternatif görüşler karşısında, benliğine yönelmiş düşman namlusu gibi öfkelenir ve acımasızca saldırır, sindirir. Korkusu, acımasının önüne geçer çünkü zayıf kalmak onun için ölümle birebirdir. Güç istenci, her canlının arzuladığı bir idealdir. Lakin güce sahip olmak ile gücün esiri olmak arasındaki fark kişinin niteliğini belirler. Dörtnala koşan kızgın bir at üzerinde gemleri ellerinde ne denli mahir olursa, o denli kazanır. Aksi takdirde kendi kıyametini hazırlar. Boğa sürülerini kocaman araziler boyunca süren kovboyların tüm mahareti, atlarına olan hakimiyetlerindendir. Büyük liderlerin liyakatleri de kitlelerin karşısında sergiledikleri duruşlarından gelir. Gücü hazmedip içselleştirillerse, kitleler de o kişinin nezdinde güce biat etmeye razı olurlar. Adolf Hitler'in binlerce masumu öldürttüğü insanların hala nasıl pişman olmadığı sorusunun cevabı işte tam olarak budur. Gücün doğru kullanımı, güç ile bütünleşen kitleleri de hipnoz halinde birer kukla haline getirir.

Güçlenen birey, gücünü paylaşmak istemez ve elbette yozlaşmaya mahkum olduğundan, güçte hak sahibi olan kim varsa yok etme yoluna gider. Kendi yeğenlerini, kardeşlerini, babasını, hatta çocuklarını bile öldürür ama asla durdurulamaz.  Güç için savaşır, yakar, yıkar ve durmadan buna devam eder. Ta ki güç onu aldatıcı sözlerle yok edip, tüketene değin vazgeçmez. Kadın-Erkek ilişkileri de bu minvalde işler. Erkek güce, kadın ise erkeğe sahiptir. Yani kadın güce sahip olur ama riski erkeğe bırakır. Çünkü kadın erkeği maşa olarak kullanır ve erkeğin arzularını tatmin ederek onda belirsiz bir kontrol hayali oluşturur. Böylece hem gücü, hem de güç için maşa olarak kullandığı erkeği kontrol halinde tutar. Erkek savaşır, yaralanır hatta ölür kadın için ama kadın böylece bunları yapmadan da güce sahip olabilir. Kadınların güçlü erkekleri seçme nedeni de, güce erişimi ve refahı bu şekilde kolaylaştırmak istemeleridir. Çünkü Cengiz Han'ın eşini tanıtırken söylediği gibi; "Ben sizin Han'ınızım, bu da benim Han'ım. 

14 yorum:

  1. Güzel bir yazı olmuş. Bazen gerçekten güç, insanı esir alıyor ve ne yaptığını bilmez hale getiriyor. Tıpkı yüzüklerin efendisinde yüzüğe sahip olan kişinin bir anda değişmesi gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle, ya güce sahip oluyoruz ya da onun kölesi...
      Sevgilerle :)

      Sil
  2. Tüm diktatörlerin yok olmasını diliyorum, bence de hepsi aslında ödlek, acizler ama psikopatlar da, o yüzden yaptıkları kötülüklerden pişmanlık duymuyorlar. Yalnız kadınlarla ilgili bilemiyorum böyle bir genelleme yapmak ne derece doğru, yani her kadın erkeği maşa olarak kullanmak için evlenmez bence:)Resim çok korkunç ya insan kendi oğlunu yer mi ıyyy...tırstım:(
    Emeğine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diktatörler hususunda temennim aynı, umarım yok olurlar. Lakin kadınlar konusunda düşüncem net, Hipergami kavramı buna delildir. Resimin ikinci bir varyasyonu da onu da paylaşayım bari :)

      Sevgiler Abla :)

      Sil
  3. Siyasi güç, unvan, maddi güç benzeri her ne varsa gelip geçiçi, öyle değil mi? Bu tarz kişilerin yaşamına bakıldığında dahası çok daha fazlası için hayatı boyunca mücadele halinde oldukları görülür. Aksi takdirde hiçliğe doğru yol alacağının bilinci içindedirler çünkü.
    Oysa gerçek güç hiçbir takviye olmaksızın kişinin öz benliğinde saklı.
    Yerinde tespitlerle yazılmış çok güzel bir yazıydı. Kutlarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru, güç ve kabiliyet kişinin kendindedir. Bütünleyici bir bakış açısı oldu bu, teşekkür ederim.

      Sevgiler :)

      Sil
  4. What an interesting post. And a VERY strong image.
    Amalia
    xo

    YanıtlaSil
  5. Nietsche'ye mi daldık Emre:-) Dikkat et, en bilinen ama en anlaşılmayan filozof olma ünvanını elinde tutuyor :-) Yoksa bir kadının gücünün güzelliğinin çemberine mi daldık, ki o Nietsche'den zordur:-))))
    Şaka bir yana, güzel yazı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kadınların güzelliğinden soğudum diyelim :) Lakin Nietzshe hususunda ise, hiç çıkamadım diyebilirim, hep oradayım :)

      Sevgiler :)

      Sil
  6. Çok zor, dengeyi korumalı aşırıya kaçmamalı güç ve iktidar olarak .Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
  7. yine süper bir yazı Emre'cim eline sağlık, iyilik felsefesi ilginç bir konu gerçekten, iyilik ve güç dengesi... son paragraf ayrıca düşündürücü olmuş:) eline sağlık, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim dostum, sevgiler :)

      Sil