Hangi yazarın biyografisi okumak istersiniz?

21 Aralık 2018 Cuma

Deliliğin Tarihi (Fuko'ya Mülhem)

1. GİRİŞ

Dışarıda fırtınalı bir hava vardı, gece yarısını geçeli henüz dakikalar olmuştu; yine de rüzgar tüm gücüyle esmeye devam ediyor, evin her yanında tiz ıslık sesi  yankılanıyordu. Duyulan yegane ses de buydu zaten, ağaçların dalları sallanıyordu delice ama sesler sanki buhar olup uçuyordu. Bereket, şömineyi yakmıştı A., en azından içerideydi ve donmaktan korkmasına gerek kalmamıştı. Oysa dışarıda kalan varsa diye inceden sızladı yüreği. Bir sigara yaktı ve düşünmeye başladı.

Fırtınanın geleceğini öngörerek birkaç gün evvelden odunları içeri yığmıştı. Kilerden yiyecek çıkarmış, soğuğa karşı tüm hazırlığı yapmıştı; böylece geriye yalnızca fırtınanın dinmesini beklemek kalmıştı. Mamafih göğsünde sıkışan bir şey vardı o gün, sabahtan başlayan sızı, bu saatlerde dayanılmaz bir sancıya dönüşmüştü. Sigaranın yükselen mavi dumanına, ardından duvara baktı; bir şey olacaktı, oldu.

***

Gecenin sessizliğini bozan kapıdan gelen tok vurma sesi oldu. İlkin tedirgin oldum, lakin serinkanlı bir hareketle duvarda asılı çifteyi aldım. Bu soğukta gelenin kim olacağı, kapıya kimin varacağı bilinmez, kendimi emniyete almam gerekir. Kapının kilidini araladığımda, nefesi buharlanan ve içeriden vuran ışıkta hafiften beliren gölgeyi hemen fark edip, seslendim;
- Kimsin, ne işin var bu fırtınada dağın başında?
- Bir yolcuyum dost, yolum ocağına düştü; Tanrı misafirine açık mıdır kapın? 
- Böyle bir havada, bu saatte; vakti ayarlayamamış olmalı. 
- Tüm vakitler Tanrı'nın, biz geç kalmış olmayalım? 
Tebessümle kapıyı açtım, buyur ettim. 

2. SANCILAR

A. Yoruldum, anlıyor musun! Herkese, her şeyi açıklamak zorunda olmaktan, sürekli etkileşim içinde kalıp ezber cümlelerle samimiyetsiz bağlar kurmaktan ve deliliğime dahi mazaret aramaktan yoruldum. Tamam, istemiyorum sizden bir şey ama siz de beni rahat bırakın. Kendi oyun alanımda mutlu mesut yaşayıp, çürüyeyim; fakat olmaz, isyan edeni ihbar etmek hatta ilhak ederek kendi sınırlarına katmak onların en büyük vazifesi olmalı! 

B. Sence kim suçlu?

A. Diğerleri tabi, kim olacak! Beni bırakın dedim, söz verdim, sizden bir şey istemiyorum. Benden bir halt olmaz, yağmurlu havada su verilmez, bırakın bari kimseye faydam olmasa da zararım olmasın. Ama neymiş efendim, sakallı abimiz demiş ki, faydası olmayanın zararı var demektir. Diğerlerinin kalıpları ve yasakları; cehennem diğerleridir!

B. Ama onların da başına bu gelmez mi zaten? İnsanın hayatında değişmeden kalan şeylerden biri de bu değil midir? Hayat herkesten bir şeyler ister ve karşılığında vaatlerde bulunur. Oysa her geçen gün verdiğinden kısar ama aldığına bonkördür; ve bir gün gelir, toprak ayağının altından çekilir, bağrına basar bedeni. Unutma dostum; hayatın kuralları çoktur, yaşanışı birçok kapılar aralar ve her temaşa eden farklı yorumlar. Sen de izle, gördüğünü anlat. Çünkü perde indiğinde, artık şansın kalmayacak.

3. REVERANS 

yıldırımlar düştü, devrildi kadeh;
öldü deseler de, yaşayacak sonsuza dek.
bir at kişnedi, indi kırbaçlar;
bir asi delirdi, yitti tüm umutlar.

oysa kollarını açsa insan,
sözleri yeniden duyulacak;
Zerdüşt dağdan inince, izlerini bulacak.

geldi hilkat garibesi, tek sözüyle parçaladı her bir kafesi;
gel dedi yankılandı sesi, asırlar geçse de dinmeyecek nefesi.

kadehin içinden döküldü zehir, Zerdüşt'ün damarlarında akmakta;
bu sözleri duyan her kimse, o zehirden yudumlamakta.

Resim: Composition 7 - Vasiliy Kandinskiy(1923)