Söz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Söz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2017 Cumartesi

Denemeler - 8



-I-


‘Söz’ insanın aslında söylediği tüm şeylerin, senedi ya da başka bir açıdan teminatıdır. Ondan dolayıdır ki, tüm kültürlerde sözedir itimat ve güven. Çünkü; söz vermek bir yolculuktur, insanın kendini tanımaya çıktığı. Söz vermek, özü bilmektir; sözün seni sen yapan, benliğini ortaya koyan en önemli göstergendir. Çünkü Hadis’i Şerifte de denildiği gibi; Söz vermek namustur.

“Söz, iki sonsuz arasında bir çırpınış.”
-          Cemil Meriç
                                                          

-II-

Söz vermekle, yalan söylemek arasındaki tek fark da bu hususta şekillenir. Sözü alan kişi kadar sözü veren kişinin de,  zamanın belirli durak noktalarında kendi yalanına inananlar komitesine iştirak etmesidir. Yalanlar elbet inandırıcı olabilir; kimisi yalan cambazıdır, inandırır. Lakin sözler ve yeminler, bağlayıcı ve kutsayıcıdır. İşte bu yüzden verilen her söz, bir parça aidiyet gerektirir. Gözlerden başlar, dudaklara kadar senle dolar fikrinin özü. Atalarımız, ‘mutluyken söz vermek derler’ çünkü ani bir feveranla dökülür kelimeler boşluğa ve artık verdiğin söz efendindir senin.


“Söz ağızdan çıkana kadar o senin esirin ,
ağızdan çıktıktan sonra sen onun esirisindir.”
-          Hz. Ali(ra)


-III-

Söz vermeyin dostlar; çünkü verilen her söz tabiatı gereği çiğnediğinde -kural budur, sözler çiğnenmek içindir- güvenin kristal sütunlarını benliğin üzerine parça parça dağıtır ve serer. Bu parçalar öylesine keskin ve yoğundur ki, her hareketinde daha da derine işler ve yaranı deşer durur. Ve öylesine ince yapılıdır ki, her dokunulan ten geride örtünmesi imkansız izler bırakır.

“Sözleri tutmanın en iyi yolu, hiç söz vermemektir”.
-          Oscar Wilde