Cemil Meriç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cemil Meriç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2017 Perşembe

Evrensel Düşünmek



Dünya'daki değişimi merakla takip ediyorsanız eğer gelişimin, sınırları ve tüm bilinen yapıları değiştirdiğini görürsünüz. Bilinen tüm siyasi, sosyal, ekonomik ve dini fikirler, değişen dünyaya göre kendini değiştirmeye mecbur durumda. 20 Yy'ın soğuk savaş dönemi kuralları yerini, yeni bilinç çağının kurallarına bırakıyor. 2. Sanayi devrimi geliyor dostlar. Organik sınırlara sıkışan insan, yapay zeka ve biyonik beden çalışmalarıyla, yarınına ışık tutuyor. Yazılım ve makineleşmeyi öğrenmeliyiz. Ekonomik gelişim için, siber ekonomi kanallarını keşfetmeliyiz. İnsanoğlu kağıt üzerinden değil sanal sayılar üzerinden var olacak artık. Ne kitaplar ne de para, kağıda işlenecek.  Daha şimdiden Avrupa ülkeleri bu geçiş için yaptırımlara başladı. Ayrıca enerji altyapısı ve alternatif yakıtlar da, gelecekte şartları belirleyecek. Elon Musk gibi yatırımcılar ve Avrupa Konseyinin bu konuda yaptıklarından haberdar olmalıyız. Tesla, NeuraLink gibi firmaların yaptıklarına da değinelim yeri gelmişken. Tesla'nın amacını şöyle açıklıyor Musk; Var olan hidrokarbon enerji kaynaklarının tükenmesi beklemek yerine, yatırımlarımızı alternatif ve sağlıklı enerji kaynaklarına yatırmalıyız. Neuralink ise gelişen yapay zekaya karşı insanların organik sınırlarını aşarak,biyonik bedenler elde etmesini hedefliyor. İşlevini yitiren uzuv ve organların ve hastalıkların tedavisini , ayrıca insan zihnini online bilinç sınırlarını aşmayı hedefliyor.

Evrensel düşünmeliyiz dostlarım. Gezegendışı kolonileşmenin konuşulduğu çağımızda, bölgesel dogmalara sarılmak kıyamettir. İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleridir der Cemil Meriç. Dünün kavgasını değil, yarının planını yapmalıyız. Düşlerimizi gerçek kılacak olan da, toprağa gömecek olan da bizleriz.


29 Nisan 2017 Cumartesi

Denemeler - 8



-I-


‘Söz’ insanın aslında söylediği tüm şeylerin, senedi ya da başka bir açıdan teminatıdır. Ondan dolayıdır ki, tüm kültürlerde sözedir itimat ve güven. Çünkü; söz vermek bir yolculuktur, insanın kendini tanımaya çıktığı. Söz vermek, özü bilmektir; sözün seni sen yapan, benliğini ortaya koyan en önemli göstergendir. Çünkü Hadis’i Şerifte de denildiği gibi; Söz vermek namustur.

“Söz, iki sonsuz arasında bir çırpınış.”
-          Cemil Meriç
                                                          

-II-

Söz vermekle, yalan söylemek arasındaki tek fark da bu hususta şekillenir. Sözü alan kişi kadar sözü veren kişinin de,  zamanın belirli durak noktalarında kendi yalanına inananlar komitesine iştirak etmesidir. Yalanlar elbet inandırıcı olabilir; kimisi yalan cambazıdır, inandırır. Lakin sözler ve yeminler, bağlayıcı ve kutsayıcıdır. İşte bu yüzden verilen her söz, bir parça aidiyet gerektirir. Gözlerden başlar, dudaklara kadar senle dolar fikrinin özü. Atalarımız, ‘mutluyken söz vermek derler’ çünkü ani bir feveranla dökülür kelimeler boşluğa ve artık verdiğin söz efendindir senin.


“Söz ağızdan çıkana kadar o senin esirin ,
ağızdan çıktıktan sonra sen onun esirisindir.”
-          Hz. Ali(ra)


-III-

Söz vermeyin dostlar; çünkü verilen her söz tabiatı gereği çiğnediğinde -kural budur, sözler çiğnenmek içindir- güvenin kristal sütunlarını benliğin üzerine parça parça dağıtır ve serer. Bu parçalar öylesine keskin ve yoğundur ki, her hareketinde daha da derine işler ve yaranı deşer durur. Ve öylesine ince yapılıdır ki, her dokunulan ten geride örtünmesi imkansız izler bırakır.

“Sözleri tutmanın en iyi yolu, hiç söz vermemektir”.
-          Oscar Wilde