yoruldu kaldı ömür dediğin öylece
kaderin nihayeti henüz durulmadan
çekildik perde arkasına sessizce
tükeniş malumdu ama meçhuldü vakit
ihanete mühürlü usul usul serzenişi
meşruiyet tanımıştı pespayeliğine
köhneliğinde adı konmamış hüzünler
meczubun esvabına bürünmüştü
yaşamak avuntusuna değdik vedasız
buğulu bakışlarında yükselen
dolduruşa gelmeye meyyal rotasız
amansız, izansız ve mütemadiyen
adlanmak, adanmaktı; adak olduk sırasız
tükendik; soldu renkleri ufkun, renksiziz
çürümüştü adımlarımız adım adım, adsızız
daldık düşlere ne öncemiz kaldı ne sonramız
yolunda gitmeyen bir şeyler vardı üstelik
yolu kaybetmiştik o ıssız gecenin izinde
hayat sahnesinde çarpık birer aynaydı
sıralanıyordu her bir insanın önünde
isyanın adı vardı sadece, inkârın tadı
riyanın sonu gelmez tiradı
kanayan vicdanın sesiyle
kanıma işledi
geceye yolculuk sona ermişti oysa
küllenen bileti saklamıştı cebinde
yankısı tık nefes düşler aynasında
geceye sermişti kelimelerin her birini
gecenin sonuna çıkarmıştı yolunu
çıkmaz sokaklara çevirmiş başını ve
çıkarmıştı gömüyü aklının izbelerinden
zamanın sınırına asılıydı parça parça
salınırken kaderi kör ustura ağzında
dilinde yılların eskitemediği hazin şiir
kahir zamanın izlerini gizlemişti
gittiğinden beri düşüyorduk sanki
sondan başlıyor gibiydi bazı şeyler
bekleyişler ecelin gölgesine sarılı
dur diyemiyorduk kokuşan etine
dindiremiyorduk
sızlayan kemiğin hasretini
söz geçiremiyorduk fırtınalarına
çarpa çarpa dağıtırken yamaçlarını
mukayyet olamadıklarının bedelini
parçalanan varlığıyla ödüyorduk
sahi var mıydık ki yokluğa meyledelim
diyorduk, gecenin derinlerine
kuyuya üflesen dalgalanır mı suları
surları aşılır mı hakikate varanın
ya da dönelim de bir an evvel kendimize
diye soruyorduk boşluğa
dilini kestikleri, sesini kıstıkları
adını anıp karanlığa attıkları gün
yanıtın gelmediği aşikarken üstelik
yine de inadın adına adanmışız
suskunluğa beyhude notlar düşerek
boşlukta yankılar beklemişiz
ne çare bu biçare yüreğe
meğer ne çok yenilmişiz
yer yok şüpheye meylinden
akla olduğu kadar
kuruntuların açtığı gedikten
zihnine kederi sızar
oysa belliydi ecelin gelişi
kulağımda tumturaklı curcuna
ardına nice “ama” sığar da
sığamadık gitti şu kalabalığa
kopardı ruhunu hunharca
sundu gölgelerin huzurunda
çoktandır kadere sözümdü
silmeliydim bildiklerimi
indirmeliydim rafları yerinden
kırmalıydım putlarımı
unutuldu çoktan her bir yemin
ölümü bile gömdük buraya
hatırlamak ağır geldi nitekim
insana dönüştük sonra
Emre Bozkuş

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder