9 Şubat 2026 Pazartesi

Zamandan Düşenler


tükendik bir gece, düştük zamandan

yoruldu kaldı ömür dediğin öylece

kaderin nihayeti henüz durulmadan

çekildik perde arkasına sessizce

tükeniş malumdu ama meçhuldü vakit

ihanete mühürlü usul usul serzenişi

meşruiyet tanımıştı pespayeliğine

köhneliğinde adı konmamış hüzünler

meczubun esvabına bürünmüştü

 

yaşamak avuntusuna değdik vedasız

buğulu bakışlarında yükselen

dolduruşa gelmeye meyyal rotasız

amansız, izansız ve mütemadiyen

adlanmak, adanmaktı; adak olduk sırasız

tükendik; soldu renkleri ufkun, renksiziz

çürümüştü adımlarımız adım adım, adsızız

daldık düşlere ne öncemiz kaldı ne sonramız

 

yolunda gitmeyen bir şeyler vardı üstelik

yolu kaybetmiştik o ıssız gecenin izinde

hayat sahnesinde çarpık birer aynaydı

sıralanıyordu her bir insanın önünde

isyanın adı vardı sadece, inkârın tadı

riyanın sonu gelmez tiradı

kanayan vicdanın sesiyle

kanıma işledi

 

geceye yolculuk sona ermişti oysa

küllenen bileti saklamıştı cebinde

yankısı tık nefes düşler aynasında

geceye sermişti kelimelerin her birini

gecenin sonuna çıkarmıştı yolunu

çıkmaz sokaklara çevirmiş başını ve

çıkarmıştı gömüyü aklının izbelerinden

zamanın sınırına asılıydı parça parça

salınırken kaderi kör ustura ağzında

dilinde yılların eskitemediği hazin şiir

kahir zamanın izlerini gizlemişti

 

gittiğinden beri düşüyorduk sanki

sondan başlıyor gibiydi bazı şeyler

bekleyişler ecelin gölgesine sarılı

dur diyemiyorduk kokuşan etine

dindiremiyorduk

sızlayan kemiğin hasretini

söz geçiremiyorduk fırtınalarına

çarpa çarpa dağıtırken yamaçlarını

mukayyet olamadıklarının bedelini

parçalanan varlığıyla ödüyorduk

 

sahi var mıydık ki yokluğa meyledelim

diyorduk, gecenin derinlerine

kuyuya üflesen dalgalanır mı suları

surları aşılır mı hakikate varanın

ya da dönelim de bir an evvel kendimize

diye soruyorduk boşluğa

dilini kestikleri, sesini kıstıkları

adını anıp karanlığa attıkları gün

yanıtın gelmediği aşikarken üstelik

yine de inadın adına adanmışız

suskunluğa beyhude notlar düşerek

boşlukta yankılar beklemişiz

ne çare bu biçare yüreğe

meğer ne çok yenilmişiz

 

yer yok şüpheye meylinden

akla olduğu kadar

kuruntuların açtığı gedikten

zihnine kederi sızar

oysa belliydi ecelin gelişi

kulağımda tumturaklı curcuna

ardına nice “ama” sığar da

sığamadık gitti şu kalabalığa

kopardı ruhunu hunharca

sundu gölgelerin huzurunda

çoktandır kadere sözümdü

silmeliydim bildiklerimi

indirmeliydim rafları yerinden

kırmalıydım putlarımı

unutuldu çoktan her bir yemin

ölümü bile gömdük buraya

hatırlamak ağır geldi nitekim

insana dönüştük sonra

 

Emre Bozkuş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder